Eylül 24, 2009

Ares : Savaş Tanrısı


Ares : Savaş Tanrısı

Ares, mitolojide Zeus ve Hera'nın oğludur. Savaş tanrısıdır. Roma mitolojisinde adı Merih'tir. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlarıdır.

Kronos ile Hera'nın oğlu olarak doğan Ares, Grek mitolojisindeki belkide en nefret edilen tanrıdır. Öyle ki, babası Kronos bile ona çoğu zaman arka çıkmaz. Üvey kardeşi Athena, dövüşürken ona karşı Herkül'ü destekler. Kaba kuvvetin, gereksiz şiddetin, korkunun ve savaşların tanrısı Ares'in sevilmemesindeki en büyük neden, nedensiz savaşlar yaratmasıdır.

Kana susamış bir tanrı olan Ares, çok sevdiği barbar Trakyalılar ile Amazonlar arasında bulunmayı sever. Üstelik buralarda başına türlü işler gelmesine rağmen. Ayrıca, Truva savaşına burnunu sokması ve Truvalıların yanında yer alması Grek tanrılarını en fazla kızdıran unsurların başındadır. Ancak, en ilginç Grek mitoloji öykülerinden birinin de baş kahramanıdır.

Kabalığı ve vahşiliği, üstelik hiç kimse tarafından sevilmemesi, onun tanrıların en güzeli topal demirci tanrı Hephaistos'un karısı Afrodit'i baştan çıkarmasına engel olmamıştır. Kimi Grek mitleri, daha düğününün üstünden iki gün geçtikten sonra, zorla evlendirilen Afrodit'in Ares ile düşüp kalkmaya başladığını yazar. Bazı mitlerde bu ilişkiden Harmonia (uyum) isimli bir tanrıçanın doğduğu da yazmaktadır. Ancak kesin olan bir şey vardır ki; bu ilişkiyi öğrenen Hephaistos'un onları altın bir ağ ile tuzağa düşürdüğü ve uygunsuz vaziyetteki bu çiftin bütün tanrıların önüne götürülerek alay edildiğidir. Bu rezaletten sonra Ares Trakya'ya, Afrodit ise kocasının boşanmasının ardından doğduğu topraklara yani Kıbrıs'a kaçar.

Grek mitolojisindeki benzer isimli çok sayıdaki öykülerden biri Ares'in oğluna ilişkindir. Olympos'taki rezaletin ardından Ares Trakya'da da boş durmaz ve barbar TrakyalılarAmazonlar'a karşı kışkırtır. Çıkan savaştan zevk alarak önüne geleni öldürürken kendisi adına kafataslarından bir piramit inşa eden oğlu Kyknos'un ölüm haberi gelir. Kyknos, piramiti tamamlamak üzeredir. Zirvede tek bir kafatası için boş yer kalmıştır. Teselya kralının kafasıyla zirveyi tamamlamayı düşünürken, Herkül'ün oradan geçtiğini görür. Çıkıp Herkül'e meydan okur ve Herkül onu öldürür. Bu haberi alır almaz savaş arabasına atlayan Ares, kendisini kafatasından tapınakla onurlandıran oğlunun intikamı için Herkül'ün üzerine saldırır. Sert geçen kavganın ardından Herkül bariz bir üstünlük kazanarak Ares'i kaçmak zorunda bırakır.

Ares, Grek tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır. Kimsenin sevmediği bu tanrı sık sık zor durumlara düşürülür. Bunların başında tunçtan bir küpe 13 ay boyunca hapsedilmesi gelmektedir. Günlerden bir gün Olympos tanrıları ziyafetteyken müthiş gürültülerle ayağa fırlarlar. Bir türlü Olympos tanrıları arasına kabul edilmeyen, bir ölümlüden doğan dev cüsseli Poseidon'un oğulları Othos ve Ephialtes tanrılara savaş açmışlar, gökyüzünü fırlattıkları dev kayalarla bombalamaya başlamışlardır. Üstelik, cüretkar yarıtanrı bu iki dev, sadece Olympos'a kabul edilmeye diğer tanrıları zorlamakla kalmayıp, en güzel tanrıçaları Athena ve Hera'yı da isterler. Hera ki Zeus'un karısıdır ! Zeus çok sinirlenerek bu işi halletmesi için Ares'i görevlendirir. Athena'nın alayları arasında savaş arabasına binen Ares, hışımla iki devin üstüne saldırır. Ancak, bir an tedbiri elden bırakır ve kalkanını indirir. Bu sırada devlerden birinin fırlattığı kaya Ares'i bayıltır. İki dev Ares'i tunçtan bir küpün içine kapatırlar. Ares'i diğer tanrılar hiç sevmeseler de iki güçlü tanrıçaya göz koyacak kadar yoldan çıkmış bu iki devin kazanmasını da istemezler. Tanrıların habercisi Hermes uzun aramalardan sonra 13 ay sonra ölmek üzereyken Ares'i bulur. Ares tekrar güneş ışığını gördüğünde Othos ve Ephialtes'in cezası çoktan verilmiştir. Ölüler diyarında yılanlar tarafından bir sütuna bağlanmışlardır. Yılanlar her defasında dayanılmaz acılar veren zehirlerini boşalttıkları ısırıklarla iki devi rahat bırakmazlar, omuzlarına tüneyen baykuşlar ise devamlı öterek beyinlerini tırmalarlar.

Ares'in Truva savaşına karışması da Olympos'un tanrılarının hiç sevmediği bir sonuç doğurmuştur, özellikle de Hera'nın. Ares, Truvanın yanında savaşa katılıp Greklileri öldürmeye başladığında eski bir defter yeniden açılır. Truva kralının çapkın oğlu Paris, üç güzeller yarışmasında Hera'yı değil Afrodit'i güzel seçmiştir. Truva savaşının nedenlerinden biri de zaten budur. Hera, doğrudan savaşa müdahil olmadan önce Zeus'un iznini ister. Zeus, karısının karışmasına izin vermez ama aynı yarışmanın diğer mağduru Athena'nın karışmasına izin verir. Athena'da Ares'ten en az Hera[ kadar nefret etmektedir. Savaşçılığıyla ünlü kahraman Diomodes'e destek vererek Ares'in üzerine saldırmasını sağlar. Ares, görmediği Athena'nın varlığnı anlamadığı bir şekilde elinden mızrağı düştüğünde farkeder. Bu fırsatı değerlendiren Diomodes Ares'i yaralamayı başarır ve Ares Truva savaş meydanından çekilmek zorunda kalır.

Tanrılar tanrısı Zeus'un pek de sevmediği tanrı Ares bir destanda şöyle geçmiştir:

Bulutları devşiren Zeus yan yan baktı, dedi ki; Böyle ağlayıp durma dizimin dibinde dönek. Olympos'ta oturan tanrılar arasında benim en tiksindiğim tanrısın sen !

Ares asıl ilgiyi İtalyanlarda, Merih adı altında Roma'da görür. Roma'nın kurucusu Romulus'un efsanevi babası olan Merih (Ares) Romalılar tarafından ataları olarak benimsenmiştir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı